“BİR SOSYAL GERÇEKLİK OLARAK ROMANLAR” KONFERANSI GERÇEKLEŞTİ

Üniversitemiz Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen ve Başbakanlık Başdanışmanı Dr. Necdet Subaşı’nın konuşmacı olarak yer aldığı “Bir Sosyal Gerçeklik Olarak Romanlar” adlı konferans 28 Kasım 2017 tarihinde Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı Sanat Eğitim ve Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildi. Konferansa Başbakanlık Başdanışmanı Dr. Necdet Subaşı’nın yanı sıra Rektörümüz Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Cem Uzun, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Edirne İl Müdürü Bilgin Özbaş, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları üyeleri, dernek başkanları ve öğrenciler katıldı.

Konferans açılışında konuşan Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Özcan Aygün, bu konudaki ciddi çalışmaların ilk olarak 2009 yılında gerçekleştirildiğini ve Üniversitemiz Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsünün de bu doğrultuda kurulmuş Türkiye ve Balkanlar’daki ilk ve tek enstitü olduğuna vurgu yaptı.

Başbakanlık Başdanışmanı Dr. Necdet Subaşı, konuşmasında sorunun birden fazla temelinin olduğu, bunların iyi anlaşılması gerektiği ve bu hususlarda çokça müzakere ve muhabbete ihtiyaç duyulduğu yönünde fikirlerini beyan etti. Romanlara karşı toplum nazarında bir ön yargı bulunduğunu ifade eden Dr. Necdet Subaşı, "Sahip olduğumuz ön yargıların altında sağlıklı, sahici ve gerçek bilgilere sahip olmamanın getirdiği cendere ile karşı karşıyayız. Bugün kim ne derse desin, Romanlar hakkında hemen her kategoride bir dışlama, gözden ırak tutma ve sofraya dahil etmeme gibi aslında bizim kültürümüzde hoş karşılanmayan bir durum var. Toplum olarak Romanlara karşı sahip olduğumuz bu ön yargıların ve mesafe bilincinin düzeltilmesi noktasında çabalarımız olmalı. Birlikte yaşama idrakini oluşturabilme adına mevcut kanaatlerimizden vazgeçmemiz gerekir. Birbirimiz hakkındaki ön yargılar ve dışlayıcı perspektifler gerçek manada birlik olmaya ihtiyaç duyulan bir süreçte enerjimizi boşa çıkaran, geleceğe yönelik hayaller kurmamızı engelleyen bir boyuta dönüşür. Kenarda tutulmuş, ortak güzelliklerden yararlanma imkanı olmayan, dışlanmış hisseden bir topluluk ile yüzleşmeli ve bu toplumun çıkarları doğrultusunda ortak vicdan ile yeni bir bakış açısı kazandırılmalıdır. Romanlar bu ülkenin eşit birer üyesi ve ferdidirler. Bu coğrafyanın topyekün birer parçasıyız. Bu vesileyle Roman meselesinin ortaya çıkmasında ve bunun kamusal alanda ele alınmasında öncülük eden oluşumların Edirne’de başladığını görüyoruz. Bu doğrultuda sürece katmış oldukları değerlerden ötürü sivil toplum kuruluşlarını ve Roman topluluğunu sorgulamaya odaklanmış bir çaba içerisinde kurulmuş Üniversiteniz Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsünü kutlamak isterim.” dedi.

Romanların tarihsel süreçleri, modernleşme çabaları ve toplum nazarında tanımlanma meseleleri hakkında da konuşan Subaşı, Romanların tarihsel, kültürel, etnik, sosyolojik ve ekonomik olmak üzere toplum içinde sahip oldukları birtakım gerçeklikler olduğunu belirtti. Romanların antropolojik ve sosyolojik bağlamda kendilerine özgü bir gerçeklik içinde sahip oldukları değerler, yaşadıkları kimlik arayışları ve dünya görüşlerine bakıldığında dahil olmaktan çok kenarda durmayı, içine karışmaktan çok kendine özgün tabiatını korumayı tercih ettiklerini de sözlerine ekledi.

Romanların temel sorunlarından bahseden Subaşı eğitim, istihdam, sağlık, barınma gibi alanlarda Romanlar’a uygulanan standartları ve kültürel ön yargıları ortadan kaldırmak için 2016 yılında hükümet tarafından “Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi ve Eylem Planı” yapılıp uygulanmaya konduğunu ifade etti. Subaşı “Bu işin paydaşları arasında Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı var.” dedi.

Subaşı sonuç olarak pek çok sorunun temelinde eğitim konusu olduğunu belirterek eğitim süreçlerini güçlendirmemiz gerektiğini ifade etti. Romanların kendi aidiyetleri içerisinde varlıklarını sürdürme olanaklarına destek olacak bir eğitim modelinin gerçekleştirilmesinin önemli bir husus olduğunu sözlerine ekledi.

Subaşı, bu coğrafyanın yüksek değerlerinde buluşmak ve kendi kimliğimizde kalmak koşulu ile farklılıklarımızı birer zenginlik olarak kabul edip birlikte yaşamayı ve üretmeyi mümkün kılabilmeliyiz diyerek sözlerini tamamladı.

Konferans, konuşmaların ardından soru-cevap bölümü ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.

Ek Resimler
Bu içerik 28.11.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 75 kez okundu.